Deprem Yönetmeliğine Uyumlu Yapı Nasıl Olmalı?
Türkiye'nin büyük bölümü deprem tehlikesi altındadır ve Marmara Bölgesi'nde yer alan Bandırma da bu gerçeğin içindedir. Depreme dayanıklı bir yapı; doğru zemin bilgisi, doğru hesap, doğru malzeme ve doğru uygulamanın bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu dördünün kuralları Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde tanımlanır.
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği
Yönetmelik 18 Mart 2018'de Resmî Gazete'de yayımlandı ve 1 Ocak 2019'da yürürlüğe girdi. Bu tarihten sonra ruhsat alan yeni yapılar bu yönetmeliğe göre projelendirilir. Önceki yönetmelikle arasındaki en önemli farklardan biri, deprem bölgeleri haritası yerine konuma özgü yer hareketi değerlerinin kullanılmasıdır.
Konuma özel deprem tehlikesi
Eski sistemde Türkiye birinci, ikinci gibi deprem bölgelerine ayrılıyordu. Yeni sistemde AFAD'ın hazırladığı Türkiye Deprem Tehlike Haritası kullanılır: parselin koordinatlarına göre o noktada beklenen yer hareketi değerleri alınır ve hesaplar bu değerlerle yapılır. Aynı ilçede bile iki parsel için farklı değerler çıkabilir.
Zemin etüdü ve zemin sınıfı
Deprem dalgalarının yapıya nasıl ulaşacağını zemin belirler. Yönetmelik zeminleri sağlam kayadan zayıf zeminlere kadar sınıflara ayırır ve her sınıf için hesapta farklı katsayılar kullanılır. Zayıf ya da sıvılaşma riski taşıyan zeminlerde özel inceleme ve gerekirse zemin iyileştirmesi yapılır. Bu yüzden zemin etüdü statik projeden önce yapılmalı ve gerçek sondaj verilerine dayanmalıdır.
Malzeme: beton ve donatı
- Beton: Deprem etkisi altında tasarlanan betonarme binaların taşıyıcı elemanlarında C25'ten daha düşük sınıfta beton kullanılamaz. Sahaya gelen hazır betonun sınıfı irsaliyeden, gerçek dayanımı ise dökümde alınan numunelerin deney sonuçlarından takip edilir.
- Donatı: Taşıyıcı elemanlarda nervürlü B420C ya da B500C sınıfı donatı çeliği kullanılır. Etriye sıklaştırmaları, kanca detayları ve bindirme boyları projeye birebir uygun olmalıdır.
Depremlerden sonra yapılan incelemelerde hasarın hesaptan çok uygulamadan kaynaklandığı sıkça vurgulanır: eksik etriye, yetersiz beton kalitesi, projede olmayan değişiklikler. Doğru malzeme ancak doğru işçilikle anlam kazanır.
Mimari kararların deprem davranışına etkisi
Depreme dayanıklılık yalnızca statik hesabın konusu değildir; mimari kararlar da doğrudan etkiler. Yönetmelik planda ve düşeyde düzensizlikleri tanımlar ve sınırlar. Uygulamada en sık karşılaşılan riskli durumlar şunlardır:
- Yumuşak ve zayıf kat: Zemin katın dükkân ya da otopark olarak açık bırakılıp üst katların dolu duvarlarla yapılması.
- Burulma düzensizliği: Taşıyıcı elemanların planda dengesiz dağılması; yapı depremde kendi ekseni etrafında döner.
- Kısa kolon: Bant pencereler ya da yarım yükseklikteki duvarlar nedeniyle kolonun bir bölümünün sıkıştırılması.
- Döşemede büyük boşluklar ve çıkmalar: Döşemenin yükleri taşıyıcılara dağıtma kabiliyetini zayıflatır.
Bu yüzden mimari proje ile statik proje birlikte, karşılıklı konuşularak geliştirilmelidir.
Denetim ve şantiye disiplini
4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamındaki yapılarda denetim kuruluşu temel, demir ve beton gibi kritik aşamaları kontrol eder. Ancak denetim, yüklenicinin kendi kalite kontrolünün yerini tutmaz. Her beton dökümünden önce kalıp ve donatının projeye uygunluğu kontrol edilmeli, beton numuneleri alınmalı, dökümden sonra betonun bakımına (kür) özen gösterilmelidir.
Mevcut binam güvenli mi?
2019'dan önce yapılmış binalar kendi dönemlerinin yönetmeliklerine göre projelendirilmiştir. Bir yapının bugünkü durumu hakkında kesin bilgi, lisanslı kuruluşların yaptığı inceleme ve analizlerle alınabilir. Riskli yapı tespiti ve sonrasındaki süreci kentsel dönüşüm yazımızda anlattık.
Yeni bir yapı planlıyorsanız, deprem güvenliğini ilk çizgiden itibaren hesaba katan bir süreç için anahtar teslim inşaat hizmetimize göz atabilirsiniz.



